Maraton Koşmak ve Buffet'ın Sırrı

Cihat
Cihat 17 Haziran 2026 50 okunma
Maraton Koşmak ve Buffet'ın Sırrı

Herkese selamlar,

X hesabımızı takip ediyorsanız haftalık "sağlık portföyü" raporu paylaşımlarımıza denk gelmişsinizdir. İkimiz de elimizden geldiğince spor yapmaya ve sağlıklı beslenmeye çalışıyoruz. Amacımız; bugün yatırım adına yaptığımız vazgeçişlerin meyvesini uzun ve sağlıklı bir ömürle, yaşamımızın son gününe kadar ağız tadıyla yiyebilmek.

Burcu da ben de kendi tempomuzda uzun mesafeler koşmayı, kürsü hedefi olmadan yarışlara katılmayı seviyoruz. Yarışta o iki çizgi arasındaki mesafeyi bitirmek için öncesinde sayısız kilometreyi geride bırakmak ve uykudan beslenmeye kadar birçok noktada disiplinle sevdiğimiz şeylerden taviz vermemiz gerekiyor. Benzer bir durum yatırım için de geçerli; bugünün zevklerini erteleyerek tasarruf ediyoruz, biriktiriyoruz ve yatırım yapıyoruz.

Maraton koşmakla uzun vadeli yatırımcılık arasında kuvvetli bir benzerlik var. Dışarıdan bakanlar için her iki süreç de sadece bir "sabır" testinden ibaret zannediliyor. Oysa işin mutfağına girdiğinizde meselenin salt sabırdan ibaret olmadığını; disipline ve net bir plana sahip olmak gerektiğini anlıyorsunuz.

Sıfırdan başlayarak 42 kilometrelik bir maratona hazırlanmak, borsa yatırımlarına ilk adımı atmaya çok benziyor. Hatırlarsanız, portföy inceleme yazılarımızda borsayı, dipsiz bir kuyuyu ufak çakıl taşlarıyla doldurmaya benzetmiştik. Antrenman süreci de tam olarak böyledir; aylarca koşarsınız ama ortada henüz bir bitiş çizgisi yoktur. Nitekim Burcu maraton koşmak istediğini ilk kez dillendirdiğinde, Burcu’nun bir kardeşi şaşkınlıkla şu soruyu sormuştu: "Peki, kaç günde koşacaksınız?" 42 kilometrenin tek bir günde, durmaksızın koşulabileceğine inanmak; yatırım dünyasında her ay düzenli alımlarla finansal özgürlüğe ulaşılabileceğine inanmak kadar zor geliyor ilk başta.

Peki, neden mi zor? İnsan zihni doğrusal düşünmeye programlanmıştır; oysa ne maraton ne de bileşik getiri doğrusal işler. Her ikisi de bir kartopu misali, birikimli ve üssel büyüyen süreçlerdir.


Sınırları Aşmak

Atletizm dünyasında uzun yıllar boyunca maratonun 2 saatin altında koşulamayacağı, bunun insan fizyolojisinin mutlak sınırı olduğu iddia edildi. Ancak geçtiğimiz dönemde bu aşılamaz denilen bariyer yerle bir oldu.

  • Eliud Kipchoge, 12 Ekim 2019'da ilk kez ama gayriresmi olarak 2 saat barajını aşan ilk koşucu oldu. Derecesi 1:59:40'tı.
  • Sebastian Sawe ise bu sene 26 Nisan'da 1:59:30 ile resmî dünya rekorunun sahibi olarak 2 saatin altında resmi dereceye sahip olan ilk koşucu unvanını aldı. İşin daha da ilginç kısmı ise yarışı ikinci sırada tamamlayan atlet Yomif Kejelcha'nın da 1:59:41'lik dereceyle yarışı yine 2 saatin altında bitirerek bu aşılamaz denilen sınırın ötesine geçmesiydi.

Bu tarihî başarının arkasında sadece üstün bir genetik değil, her bir detayın tek tek optimize edildiği sistemli ve kademeli bir gelişim süreci yatıyordu. Sporcunun uyku kalitesinden beslenme makrolarına, ayakkabı tabanındaki karbon liflerin esnekliğinden rüzgar direncini azaltan koşu dizilimine kadar yüzlerce küçük değişken milimetrik olarak hesaplandı. Tek başına küçük ve önemsiz görünen bu %1'lik iyileşmeler bir araya geldiğinde, insanlığın "imkansız" dediği o sınır aşılmış oldu.

Biz de Borsa İstanbul veya ABD borsalarında tam olarak bu mantıkla portföyümüzü inşa etmeye çalışıyoruz. Küçük yatırımcının en büyük mantık hatası, portföyünü tek bir ralli dalgasıyla zirveye taşıyacak o "mucizevi" hisseyi aramasıdır. Oysa gerçek finansal özgürlük; tasarruf oranını her ay disiplinle korumak, nakit akışını optimize etmek ve elde edilen temettüleri hiç dokunmadan sisteme yeniden enjekte etmek gibi sıkıcı ama sistematik adımların birleşimiyle geliyor. Sınırları aşanlar, her gün ekran izleyip spekülatif anlatıların peşinde koşanlar değil; kendi yatırım sistemini kademeli olarak iyileştirenlerden çıkıyor.


Buffett Sadece "Şanslı" mıydı?

Geçenlerde X platformunda popüler olan ama finansal okuryazarlıktan uzak, kabaca şöyle bir paylaşıma denk gelmiştik:

"Son zamanlardaki teknoloji hisselerine yatırım yapmanın başarısına bakınca, Buffett'ın tek başarısının uzun süre yatırım yapması olduğu anlaşılıyor."

Gönderi aşağı yukarı bu şekildeydi ve günümüzün popüler yatırım stratejilerinin dönemsel trendler sebebiyle haklılığını, 70 yıllık bir başarının önüne koymaktan hiç rahatsız olmuyordu. Bu cümle kinayeli bir Buffett eleştirisi olsa da aslında farkında olmadan finansal serüvenin en büyük doğrusunu itiraf ediyor.

Evet, Warren Buffett'ın en büyük başarısı ve asıl gücü, zaman ufkunun genişliğiydi. 90 yılı aşan ömrünün 70 yılından fazlasını katı bir disiplinle oyunun içinde kalarak geçirmişti. Bunu bir şans veya basitleştirilecek bir etken gibi sunmak, bileşik getirinin matematiğinin kavranmadığını gösteriyor. Buffett’ın dehası, sadece doğru şirketleri seçmesi değil; piyasanın çılgınlık dönemlerinde, dot-com balonunda veya bugünün yapay zeka çılgınlığında oyun planını bozmadan masada kalabilmesiydi. Dönemin hype'ı peşinde koşanlar kısa vadede büyük yüzdeler kazanabilir; ancak makro döngü tersine döndüğünde likidite sıkışıklığı ile masadan silinirler. Buffett ise o sıkıcı, nakit üreten şirketleriyle oyunda kalarak bileşik getirinin kazananı olur.

Bir de unutmamak lazım; Buffett ilk yıllarında oldukça agresif bir yatırımcıydı. Asıl büyük getirileri bu ilk yıllarındaki yatırımlarından sağladı. Sonrasında ise portföy koruma stratejisi ağır bastı ama o haliyle bile S&P'nin yıllık getirisinin üzerinde kazançlar sağladı. Ve muhtemeldir ki bugünün ruhuna sahip bir Buffet da teknoloji şirketlerinin ağırlık sahibi olduğu bir portföy ile yola çıkardı ama seçimlerinde ciro bile üretmeyen şirketlerin olacağını hiç sanmıyoruz.

Açık konuşalım; bizim de portföyümüzde teknoloji hisseleri var. Dönem dönem bu hisselerden yüksek yüzdelik oranlarla kârlar sağladık; ancak bu varlıklar hem portföy içerisinde düşük bir ağırlığa sahipler hem de finansal hedefimize ulaştığımızda bu şirketler yerine bize güçlü ve sürdürülebilir nakit akışı sağlayacak şirketlerle devam etmeyi düşünüyoruz. Kısacası karma bir yöntem ile tıpkı kendi tempomuzda koşmamız gibi emin adımlarla ilerlemeye çalışıyoruz. Ama tekrar edelim; önemli olan masada, yani yarışta kalmak!


Kaldıraç Tuzağı: Rus Ruletinde Kaç Kere Kazanabilirsiniz?

Maratonda daha hızlı gitmek için kapasitenizin çok üzerinde bir hızla başlar ya da dopinge başvurursanız, belki ilk birkaç kilometrede en öne geçersiniz; ama yarışı bitiremeden bacaklarınız külçe gibi ağırlaşır, nabız kontrolünü kaybeder ve o uzun koşu tamamen iptal olur. Finansal piyasalarda bu aşırı yüklenmenin ve yapay hızlanma çabasının adı kaldıraçlı işlemler.

Krediyle, VİOP pozisyonlarıyla ya da yüksek riskli türev ürünlerle birkaç kez üst üste haklı çıkıp sermayenizi katlayabilirsiniz. Ancak bu modelin finansal olarak sürdürülebilir olmadığını kısa sürede anlarsınız. Kaldıraçlı piyasalar Rus ruletine benzer:

  • Rus ruletinde birkaç kere üst üste kazanabilirsiniz;
  • Ancak sadece bir kere kaybedersiniz.

Sermayeyi bir kez yaktığınızda, o uzun koşu sizin için sonsuza kadar biter. Biz kendi yatırım serüvenimizde, vaktiyle kanayan yaramız olan VİOP ve kaldıraçlı işlemler defterini tam da bu yüzden tamamen kapattık. Çünkü finansal hayatta kalma sanatının ilk kuralı, sermayeyi korumaktan geçiyor. Kaldıraçla kumar oynamak yerine; finansalları sağlam, net nakit pozisyonu kuvvetli, gelecek hikayesi olan ve mümkünse sürdürülebilir temettü ödemesi yapan şirketlere ortak olmak, uzun koşuda oyunda kalmanın en iyi yöntemidir.

Sanmayın ki bu yazımıza bakıp da bizim de kredili işlem benzeri hataları hiç yapmadığımızı iddia ediyoruz. Şu anda tam da böyle bir pozisyonumuz var ve açık söyleyelim, bu strese kesinlikle değmiyor. İkimize de iyi bir ders oldu ve bu pozisyonu kapattıktan sonra piyasa o gün gümüş tepsilerle ne sunarsa sunsun, bundan sonra benzer pozisyonları açmayacağımıza dair sözümüzü buraya da not düşelim.


Gelibolu Maratonu'ndan Bir Ders: Kürsüye Çıkanların Sırrı

Yazıyı, bizzat deneyimlediğim ve yatırım felsefemizi de etkileyen bir maraton tecrübesiyle bitirmek istiyorum: 2023 Gelibolu Maratonu.

Yarış günü hava tahminlerin ötesinde sıcaktı, asfalt adeta alev alev yanıyordu. Koşunun ilerleyen aşamalarında birçok koşucu sıcaktan fenalaşarak yarışı bırakmak zorunda kaldı. Ancak asıl dikkat çekici olan; fiziksel olarak sağlam olmalarına rağmen, kafalarındaki "hedef sürenin" gerisinde kaldıklarını fark edip motivasyon kaybıyla yarışı kendi isteğiyle terk edenlerdi.

Ben de o gün kendi koşu geçmişimin en kötü maraton derecesini yaptım. Onca antrenmana, yarış hazırlığına rağmen sıcaktan pişmiş bir halde, hızım hedefimin çok altındaydı. Ancak tek bir şeye odaklandım: Tempoyu düşürmek pahasına da olsa çizgiyi geçmek... ve oyunun içinde kalmak.

Sonuç ne oldu biliyor musunuz? Hayatımın en kötü performansını sergilediğim o yarışta, yaş kategorisinde 2.'lik kürsüsüne çıktım. Çünkü o ekstrem şartlarda herkes havlu atıp masadan kalkarken, sadece disiplini koruyup koşmaya devam etmek beni kürsüye taşımıştı.

Borsada da olay tam olarak budur. Endeksin yatay seyrettiği, ayı piyasasının portföyleri ezdiği zor zamanlarda (tıpkı geçmiş zorlu BIST dönemlerinde yaşadığımız gibi), birçok yatırımcı portföyünün hedeflediği hızda büyümediğini görüp motivasyonunu kaybeder. Hisselerini zararına satıp masadan kalkar ya da kısa yoldan zengin olma şehvetiyle spekülatif varlıklara geçerler. Oysa o dalgalı dönemlerde yapılması gereken tek şey, sakin kalıp doğru varlıklarda lot biriktirmeye devam etmektir. Piyasa toparlandığında, kürsüye çıkanlar sadece ne olursa olsun çizgiyi geçmekte ısrar eden uzun vadeli yatırımcılar olacak.


Trader vs. Maraton Yatırımcısı

“Eğer kazandığından azını harcıyorsan ve ortalama bir yatırımcıysan, hayat seni eninde sonunda çok zengin eder.” ~Warren Buffett

Parametre Kısa Vadeli Trader (Hype Avcısı) Uzun Vadeli Maraton Yatırımcısı (Kartopu)
Zaman Ufku Günlük / Haftalık (Kırılgan) On Yıllar (Dirençli)
Temel Yakıt Kaldıraç ve Anlık Fiyat Hareketleri Tasarruf Oranı ve Düzenli Alım (DCA)
Risk Yönetimi Stop-Loss (Sürekli Ekran Bağımlılığı) Güvenlik Marjı & Finansal Sağlamlık
Zor Zaman Reaksiyonu Pozisyon Kapatma / Masadan Kaçış İndirimli Fiyattan Lot Artırma Fırsatı
Nihai Sonuç Sermayenin Kalıcı Kaybı Riski Bileşik Getiri ile Finansal Özgürlük

Toparlayacak Olursak...

Trafikte ilerlerken bulunduğumuz şerit yavaşladığında, genellikle sabırsızlanıp hızla akan yan şeride geçme eğilimi gösteririz. Ancak biz şerit değiştirdiğimiz an, terk ettiğimiz şerit yeniden akmaya başlar. Finansal piyasalarda yatırımcı psikolojisi tam olarak böyle çalışır.

Bir yanda şirketlerin temel finansallarına, likidite koşullarına ve makroekonomik döngülere dayanan uzun vadeli bir oyun planı (maraton) varken; diğer yanda piyasanın anlık volatilitesine, popüler anlatılara (hype) ve FOMO (Fırsatı Kaçırma Korkusu) psikolojisine yenik düşen kısa vadeli hareketler yer alır. Siz düzenli alım (DCA) stratejisiyle sistemli bir şekilde varlık biriktirirken, sosyal medyadaki kaldıraçlı işlem kazançlarına özenip kendi sisteminizi bozarsanız, yüksek ihtimalle her iki oyunun da kaybedeni olursunuz.

Biz, kendi mizaçlarımızı ve risk toleransımızı net bir şekilde masaya yatırdık. Gün içi fiyat hareketlerini izlemenin, ekran başında stop-loss kovalamanın bizi asıl hedefimizden uzaklaştırdığını ve psikolojik sermayemizi tükettiğini fark ederek "maraton şeridini" seçtik. Finansal özgürlük, tesadüfi ralli dalgalarında sörf yaparak değil; piyasanın ayı veya boğa olmasından bağımsız olarak, tasarruf oranını disiplinle koruyup bileşik getiriyi yatırım planının merkezine koyarak inşa edilir.

Peki, tüm bu anlatının ardından kendinize sormanız gereken soru şu: Siz hangi hangi oyunu oynuyorsunuz? Sisteminiz makroekonomik döngülere dayanıklı, sürdürülebilir bir temele mi sahip, yoksa piyasanın anlık duyarlılığına göre rüzgarda mı savruluyorsunuz?

Fikirlerinizi aşağıda yorumlarda veya X hesabımız üzerinden bizimle paylaşın. Birlikte düşünelim, birlikte öğrenelim.

Bir sonraki yazımızda görüşünceye kadar tasarruf etmeye, yatırım yapmaya ve o güzel kartopunu büyütmeye devam!

Kendinize çok iyi bakın. 🙌




Etiketler


Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?

Bir tepki seçerek paylaşabilirsin.

Tepki bırakmak için sosyal hesap ile giriş yapmalısın.


Yorumlar (0)

Henüz onaylanmış yorum yok.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için sosyal hesap ile giriş yapmalısın.